13 Aralık 2015 Pazar

oralet

 2000'li yılların başından bahsediyorum.babam bazı akşamlar kahveye giderdi.küçükde olsak oğlan çocuğuyduk heves ederdik babamda kırmaz elimden tutar götürürdü.
 Giderdik kahveye tabi o zamanlar sigara yasağı falan yok pasif içiciler bile fazlasıyla aktif..yapılmamış ödevler falan umrumda değil...babam görürdü birkaç arkadaşını dalardı sohbete küçükte olsam ne çok büyümüştüm onların gözünde...tebessüm ettiriciydi otururduk masalara koca koca adamlar ve küçük bir çocuk...çaylar istenirdi ardından babam bana ''oğlum sana oralet alayım mı'' derdi.düşünsenize herkes çay içerken sen turuncu renkli diğerlerinden farklı tatta bişeyler içeceksin...
 İtiraz etmezdim.çaylar gelirken çay kendi tabağına biraz kendinden bırakırdı ama oralette bu hiç olmazdı,,çay tabağında oralet içmekti belki sevginin rengi..çünkü o oraletti o turuncuydu o çocuklar içindi el yakan hemen içmek istenilen ama dudak yakan..
 İşte bu baba oğluna hayatında hiç görmediği bir rengi gösteren babaydı.oralet turuncusunu gösterdi bu baba oğluna hiç bir kırmızının uğur böceği kırmızısında olmaması gibiydi oralet turuncusunun verdiği bu duyguda.. onun rengi baba demekti.. bir babanın oğluna olan sevgisinin, gösterilebilecek en ince ayrıntısıydı belki de..

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder