18 Aralık 2015 Cuma

Neyim var ki

 Az önce dinlediğim ve duygulandığım şarkı ah ulan her seferinde eski evimizde öğlen vaktinde buluyorum kendimi.. ceza ve sagopanın düet yaptığı tek şarkı.. bi şarkı ancak bu kadar anlam yüklü olabilir be kardeşim ayrıca benim içinde ayrı bir anlamı var..


 Bir dördüncü sınıf öğrencisi bu şarkıyı harçlıklarını biriktirip hafta sonu gittiği internet kafede keşfetmiştir ve ne zaman gitse bu şarkıyı dinlemektedir,hatta klibini bile pür dikkat izlemektedir.kendi kendine şarkının çoğunu ezberlemiştir bile ve bu şarkıya olan aşkının zirve yaptığı dönemlerde müzik dersinde sevgili müzik öğretmenimiz ders boş şarkı söylemek isteyen söyleyebilir demiştir.işte o anda daha parmak kaldırıp tahtaya çıkamayan bu çocuk şarkı söylemek için izin ister.oldukça akıcı bir biçimde bu şarkıyı seslendirmiştir şarkı bitince sınıfın aval aval bakışları içersinde öğretmek puhahaha diye gülerek ''bunlar güzel şeyler ama daha anlamlı şeyler dinleyelim'' demiştir..hocanın sözlerine karşılık ''hocam iyi dinlerseniz şarkı gayet anlamlı''diyerek inceden de olsa yaşamının ilk ayarını vermiştir...
 Hocanın ''genede gül bir kez be..bir kere gül be..senede bir de olsa gül bu çöl yeşerir elbet - ahmak olmasaydı insan tüm zaferler dostça kazanılırdı''gibi sözleri nasıl anlamsız bulduğunu hala anlamamaktadır ve verdiği cevap için hala gurur duymakatadır..

13 Aralık 2015 Pazar

oralet

 2000'li yılların başından bahsediyorum.babam bazı akşamlar kahveye giderdi.küçükde olsak oğlan çocuğuyduk heves ederdik babamda kırmaz elimden tutar götürürdü.
 Giderdik kahveye tabi o zamanlar sigara yasağı falan yok pasif içiciler bile fazlasıyla aktif..yapılmamış ödevler falan umrumda değil...babam görürdü birkaç arkadaşını dalardı sohbete küçükte olsam ne çok büyümüştüm onların gözünde...tebessüm ettiriciydi otururduk masalara koca koca adamlar ve küçük bir çocuk...çaylar istenirdi ardından babam bana ''oğlum sana oralet alayım mı'' derdi.düşünsenize herkes çay içerken sen turuncu renkli diğerlerinden farklı tatta bişeyler içeceksin...
 İtiraz etmezdim.çaylar gelirken çay kendi tabağına biraz kendinden bırakırdı ama oralette bu hiç olmazdı,,çay tabağında oralet içmekti belki sevginin rengi..çünkü o oraletti o turuncuydu o çocuklar içindi el yakan hemen içmek istenilen ama dudak yakan..
 İşte bu baba oğluna hayatında hiç görmediği bir rengi gösteren babaydı.oralet turuncusunu gösterdi bu baba oğluna hiç bir kırmızının uğur böceği kırmızısında olmaması gibiydi oralet turuncusunun verdiği bu duyguda.. onun rengi baba demekti.. bir babanın oğluna olan sevgisinin, gösterilebilecek en ince ayrıntısıydı belki de..

Ne istedin aynadan

 Efenim geçen tvde bir sahneye şahit oluyorum bakın size canlandırayım bana hak vereceksiniz.
 Bir hanımablamız var aynanın karşısına geçmiş makyaj yapıyor... ama artık sevgilisinden mi ayrılmış, yemeği mi yakmış sıla hasretimi çekiyor her ne sebepten ise bi süreden sonra içinden'' sokarım makyajına'' deyip ruju sürerken yanağına doğru kaydırıyor...ablamız bir anda piskopata bağlıyor ağlamalar gözden rimeller akmalar falan bildiğin batmandeki jokere dönüyor en son dayanamayıp eline ne geçse aynaya fırlatıyor camı çerçeveyi aşağıya indiriyor..
 Hayır yani kimsin lan sen? adamın ikea dan kim bilir ne zorluklarla aldığı aynayı kırıyosun belki daha taksiti bitmedi aq.
 Birde madalyonu kendime çeviriyorum benim tarafından..
 Aynanın karşısına geçmişim bende hafif üzgünüm,içime atıyorum yediğim kazığı ''hayatı insanlardan öğreniyorum babuş'' diyorum içimden geçen gece iddaa da açgözlülüğümün kurbanı olmuşum kuponun son maçı kg var dediğim maç 4-0 bitmiş kendime sinirliyim birde aynaya bakarken çıkmış göbüşümü görüp ''hayvan gibi olduk ehehe'' diyorum sonra kalkıp gidiyorum yani aynayla bi derdim yok..
 Ruju kaydırın kaydırmasına ama aynayı falan kırmayın eğer gözden çıkardıysanız aynayı bana yollayın hep milli servet bunlar...

9 Aralık 2015 Çarşamba

acı hayat

kalabalık bir belediye otobüsündesinizdir.yolculuk gayet keyifli devam eder.orta taraftaki kitlenin aşağı inmesi sonucu kıvrak bir hareketle rakiplerinizin önüne geçip cama yaslanırım yıaaa diye orta bölgeye geçersiniz..biraz önce ortamın maskotu olmuş herkeze gülücükler saçan annesinin kucağında ki bebek birden sizi görünce ağlamaya başlar
hayattaki yerinizi vizyon ve misyonunuzu 5 saniyede sorgularsınız.hemen ilk durakta inip hıçkıra hıçkıra ağlamak istersiniz.artık nasıl bir negatiflik nasıl bir karamsarlık çökmüşse üzerinize herkeze mutluluk dağıtan bebek acı hayattaki nermin gibi ağlamaya başlar..
  hani bir yağmur yağar da bazen
  hani gök gürler ya arkasından
  hani şimşekler çakar ya peşinden
  işte öyle birşey...:(

7 Aralık 2015 Pazartesi

Hababam Ahmet

Eğer hayatımın yeşilçamda bir karşılığı olsaydı bu kesin hababam ahmet olurdu.efendi takılan her sıkıntıya boynunu büken aldırış etmeyen alttan alan ama sürekli ezilen ahmet....aynı bende ahmet gibi hiç birşeye itiraz etmedim.hayat herkeze etli kuru fasulye verirken bana patates verdi aç değilim dedim.tüm sıkıntılar hep birlikte üzerime atladı karyolayı kırdı ben yerde yatarım dedim. sınavda bütün kopyaları benim cebime sıkıştırdı yinede kimseye suç atmadım..ama artık biyere kadar en sonunda hababam ahmet gibi patlıcam...-sana sana sana iğrenç yaratıklar hiç mi insanlık yok sizde haa onlar kitap istiyor kalem istiyor okumak istiyor.onlara yardım elinizi uzatacığınıza birde utanmadan sıkılmadan  alay ediyor küçük görüyorsunuz .aslında alay edilecek küçük görülecek biri varsa buda sizlerisiniz hiçbir işe yaramayan asalak gibi yaşayan sizler.utanacağınızı bilsem yüzünüze tükürmek isterdim ama ondan da anlamazsınzki siz..
bi taşın üstüne çıkıp haykırıcam ahmet gibi belki o zaman bazı şeyler yoluna girer.

hayata küstüren

sokakta burnunuz kanar.hava soğuk ama güneşli gibi saçma sapan bi halde olduğundan foşur foşur akar.kana bulanmamış sol elinizi cebinizde gezdirirsiniz fakat bir kuruş bile yoktur.lanet bi peçete bulamaz ve baş dönmesiyle birlikte kaldırıma oturur top oynayan çocukların iğrenimsi bakışları içersinde kafanızı havaya kaldırır kanamanın durmasını beklersiniz.param olmadığı gibi kanımda olmasaydı diye geçirirsiniz içinizden.insanlar burnunuz kanıyor diye dayak yediniz ağlıyorsunuz gibi teoriler üretir.hayattan bıktırandır
Hayatımız boyunca koşturduk durduk.Efendiliğimizden taviz vermedik.Birilerine malzeme olmayalım diye yaşayamadık çoğu şeyi.Hayallerimizin peşinden koşma şansı bile vermedi bu hayat bize ama şimdi yeni bir hayalimiz var onu kesinlikle başarıcaz ister helal ister hile ile..